
Ruhun ve Kalbin İftarı
Ramazan geldiğinde hayat biraz daha durulur sanki. Gün doğarken niyet eder, gün batarken şükrederiz. Oruç, sadece aç ve susuz kalmak değil; sabrı öğrenmek, kendimize dönmek, ruhumuzu beslemek demektir.
Bir bardak suyun, bir dilim ekmeğin ne kadar kıymetli olduğunu anladığımız gibi, bazen bir gülümsemenin, içten bir selamın da ne büyük bir anlam taşıdığını fark ederiz. Günlük telaş içinde unuttuğumuz şeyleri hatırlarız: Sevdiklerimize daha çok zaman ayırmayı, iyiliğin küçük ama güçlü bir değişim başlatabileceğini, affetmenin insanı nasıl hafiflettiğini…
Belki de bu Ramazan, sadece açlıkla değil, içimizde biriken öfkeyle, kırgınlıklarla da vedalaşma zamanı. Kendimizi affedelim, başkalarını da. Çünkü yüklerimizi bıraktıkça kalbimiz genişler, ruhumuz hafifler.
Ramazan, sadece iftar sofralarında değil, kalbimizin derinliklerinde de bir bereket getirsin. Sevdiklerimize daha sık sarılalım, iyiliği çoğaltalım, şükretmeyi unutmayalım. Çünkü en güzel oruç, sadece midemizi değil, kalbimizi de kötü duygulardan uzak tutmaktır.