
İÇİMİZDEKİ ÇOCUK
Doğduğumuz anda aslında bir oyunun içine geldiğimizi biliriz…
Çocukken o saf bilinçle oynarız;
Dünyanın gölge duygularından uzak,
Sadece anda kalarak…
Her şey bir oyundur.
Ve insan, oyun içinde oyun oynarken
Ruhunun ait olduğu o soyut âlemi hatırlar.
Sonra büyür…
Oyuncaklarıyla bağını keser,
Zihnin kurduğu savaşların içine düşer.
Ve küçüklüğündeki o renkli bilinç alanını
Ömür boyu özler.
İşte gerçek özlem budur…
Başka âlemlerden gelen o saf bilinç,
Tertemiz kalbiyle oyuna dahil olurken,
Büyüdükçe zihnin hapishanesine çekilir.
Karanlığın içinde bile
Kalbin ışığıyla oyunu sürdürmeye çalışır.
Oysa sadece kalple oynamak ne güzeldi…
Nereden çıktı şimdi
Zihnin karanlığında oyun kurmak?
Önceden teklikteydik,
Şimdi ikilikte çaba veriyoruz.
İşte hayatın en amansız oyun sahası budur…
Kalple oyuna başlarsın,
Zihinle deplasmana girersin.
Ama ruhunun sesini dinlersen,
Hakem seni her zaman
İlk olduğun yere,
Özündeki saf ışığa geri çağırır.

