24 Temmuz: Mikrofonun Arkasında da Bir Mücadele Var

24 Temmuz: Mikrofonun Arkasında da Bir Mücadele Var


Bugün 24 Temmuz...

Takvimler Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı gösteriyor. Ben ise bugünü, sadece gazetelerin değil, radyoların da günü olarak görüyorum.

Çünkü bizler her gün mikrofonun başına geçtiğimizde sadece şarkı çalmıyoruz. Bazen bir şehrin sesi oluyoruz, bazen bir annenin umudu, bazen de kimsenin dile getiremediği bir duygunun tercümanı...

Radyo görünmez ama hissedilir. Dinleyicisini tanımadan ona dokunur. Yolda, işte, evde, yalnızlıkta, sevinçte hep yanındadır. İşte bu yüzden radyoculuk benim için sadece bir meslek değil, bir gönül işidir.

Ama kabul etmek gerekir ki bugün yerel radyolar ayakta kalmak için büyük bir mücadele veriyor. Artan maliyetler, azalan reklam gelirleri, dijital platformların yükselişi... Bütün bunlara rağmen mikrofonlarımızı kapatmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir şehir, kendi sesini kaybederse hafızasını da kaybeder.

Biz, kolay olanı değil doğru olanı seçmeye çalışıyoruz. Her gün yayına çıkarken bir reyting hesabından önce vicdanımızla baş başa kalıyoruz. Çünkü radyoculuk; güven vermektir, samimiyet kurmaktır, insanların evine misafir olabilmektir.

Ben yıllardır bu mesleğin içindeyim. Şunu gördüm ki sesiniz güçlü olmak zorunda değil; sözünüzün samimi olması yeterlidir. Dinleyici yapaylığı değil, içtenliği sever. İşte bu yüzden mikrofonun başına her geçtiğimde aynı heyecanı hissediyorum.

24 Temmuz bana kutlamadan çok sorumluluğu hatırlatıyor. Gerçeğin peşinden yürümeyi, doğruyu söylemekten vazgeçmemeyi ve ne olursa olsun dik durmayı...

Bugün mesleğini onuruyla yapan tüm basın emekçilerinin, gazetecilerin, televizyoncuların ve özellikle sesiyle hayatlara dokunan radyocuların 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun.

Google+ WhatsApp