GÖRE GÖRE EYLÜL GELİYOR: MUTFAK, OKUL VE GÜVENLİK ÜÇGENİNDE VATANDAŞIN ÇİLESİ

GÖRE GÖRE EYLÜL GELİYOR: MUTFAK, OKUL VE GÜVENLİK ÜÇGENİNDE VATANDAŞIN ÇİLESİ


Zaman ne çabuk geçiyor... Ağustos’un son günlerini sayarken takvimler yine o tanıdık, stresi yüksek döneme dayandı: Eylül.

​Eylül, şairler için romantik bir hüznün, sararan yaprakların ve tatlı rüzgarların ayıdır belki. Ama dar gelirli, memur, işçi ve çoluk çocuk sahibi vatandaş için Eylül; yaklaşan kışın soğuğu, cüzdanı yakan okul masrafları ve evladını okula gönderen her ananın babanın yüreğindeki o bitmek bilmeyen "güvenlik" endişesidir.

​Gelin bu üçlü kıskacı adım adım konuşalım.

​1. Kışlık Hazırlık: Mutfaktaki Yangın Sönmüyor

​Eskiden yaz sonu gelince evlerde tatlı bir telaş yaşanırdı. Turşular kurulur, salçalar kaynatılır, kurutmalıklar balkona asılırdı. Kışın hem bütçeyi korumak hem de ağız tadıyla yemek yemek için imece usulü yapılan bir gelenekti bu.

​Şimdi ise mutfakta kışlık hazırlık yapmak bile bir lüks, bir maliyet yükü haline geldi. Pazara çıkıyorsunuz; domatesin, biberin, kavanozun, hatta kapağın bile fiyatı el yakıyor. Vatandaş "Kışın ucuza yerim" diye niyetlenip kışlık yapmaya kalksa, daha hazırlık aşamasında bütçeyi delip geçiyor. Kışın doğalgaz faturası nasıl gelecek, pazar filesi nasıl dolacak kaygısı, daha Eylül gelmeden insanımızın içini karartmaya yetiyor. 

​2. Okul Masrafları: Eğitimin Yükü Omuzları Eziyor

​Gelelim en can yakıcı meseleye: Okulların açılması.

​Eylül demek, okula başlayan milyonlarca evlat demek. Peki bir öğrenciyi okula hazırlamak bugün kaça patlıyor? Kırtasiye malzemeleri, okul kıyafetleri, ayakkabılar, sırt çantaları... Fiyatlar geçen yıla göre yine katlanmış durumda. Bir okul çantasını doldurmak, asgari ücretle geçinen bir aile için neredeyse imkansız bir hal aldı. 

​Üstelik masraf sadece çantayla, defterle de bitmiyor. Servis ücretleri ayrı bir dert, okulun "bağış" adı altında talep ettiği gizli giderler ayrı bir dert. Aileler, çocuklarına "İstediğin kalemi al" diyememenin mahcubiyetini yaşıyor. Eğitim anayasal bir hak ama bugün gelinen noktada maliyeti en ağır yüklerden biri haline gelmiş durumda. 

​3. Okullardaki Güvenlik: Yüreğimiz Ağzımızda mı Olacak?

​İşin sadece cüzdanı ilgilendiren boyutu değil, bir de canımızı, evlatlarımızı ilgilendiren boyutu var: Okullarda güvenlik ve hijyen. 

​Son yıllarda okullardaki güvenlik görevlisi ve temizlik personeli eksikliği sıkça gündeme geliyor. Özel güvenlik bütçesi yetersiz olduğu için birçok okulda kapıda kimin girdiği, kimin çıktığı belli değil. Uyuşturucu çetelerinin, akran zorbalığının, dışarıdan gelebilecek her türlü tehdidin okulların etrafında gezindiği bir çağda yaşıyoruz. 

​Bir anne baba, evladını okula bırakırken arkasına bakmadan, içi rahat bir şekilde işine gidebilmeli. Ama bugün soruyorum size: Kaç velinin içi rahat? "Acaba okulda kapıda biri var mı?", "Çocuğum bahçede güvende mi?", "Okulun hijyen şartları yeterli mi?" soruları her velinin zihnini kemiriyor. Güvenlik ve temizlik, velilerin okul aile birliklerine ödediği ek paralara veya fedakarlıklara bırakılamayacak kadar hayati bir devlet görevidir. 

​Sözün Özü

​Eylül kapıda. Mutfakta kışlık telaşı, masada okul faturası, akılda ise çocukların güvenliği var. 

​Yetkililerin artık bu üçlü sorunu görmezden gelme lüksü yok. Eğitimde fırsat eşitliği lafla değil, kırtasiye desteğiyle, ücretsiz okul yemeğiyle ve her okula atanacak kadrolu güvenlik ve temizlik personeliyle sağlanır. Mutfaktaki yangını söndürmek ise lafla değil, üreteni ve tüketiciyi koruyan somut ekonomik adımlarla mümkündür. 

​Evlatlarımızın güvenle okuduğu, velilerin bütçe kaygısıyla uykusuz kalmadığı, kışın hüzünle değil umutla karşılandığı bir Eylül dileğiyle...

Google+ WhatsApp