
Bir Bayram da Böyle Geçti…
Ekonomi konuşmadan bayram konuşmak mümkün mü? Değil. Türkiye’de milyonlarca insan, bayram coşkusunu yaşamak yerine hesabını kitabını yaparak geçirdi. Sofralar eskisi kadar dolmadı, çocukların harçlıkları enflasyon karşısında eridi, tatil hayalleri daha başlamadan bitti.
Eskiden bayram, hareket demekti. Şehirlerarası yollar dolup taşardı, çarşılar bayram alışverişiyle şenlenirdi, esnaf bayram bereketini yaşardı. Peki ya şimdi? Uçak biletleri cep yakıyor, otobüs fiyatları bile insanları düşündürüyor. Birçok aile, bayram ziyaretini video görüşmesiyle yapmayı tercih etti. Esnaf deseniz kan ağlıyor. Kurban pazarlarında alıcı az, şeker ve çikolata satışları düşüşte, lüks tüketim zaten rafa kalktı.
Bu tablonun sorumlusu kim? Vatandaş mı, sistem mi? Gerçek şu ki, halk kemer sıkarken bazıları hala lüks içinde yüzüyor. Orta direk dediğimiz kesim, her bayram biraz daha yok oluyor. Şirketler küçülüyor, işsizlik artıyor, alım gücü dibe vuruyor. Ama ‘bayram’ denince, hala umut etmek istiyoruz. Çünkü bayram, sadece maddiyat değildir. İnsanların birbirine sarıldığı, dayanışmanın, paylaşmanın hissedildiği günlerdir.
Peki, böyle mi devam edecek? Ekonomi düzelmeden, bayramların eski coşkusu geri gelir mi? Yanıt belli. Türkiye’nin üretimden kopmaması, alım gücünü artırması ve vatandaşa nefes aldırması şart. Aksi takdirde, gelecek bayramda da aynı şeyleri konuşuyor olacağız.
Ekonomi düzelir mi? Elbet düzelir. Ama bunun için doğru politikalar, cesur adımlar ve halkın yanında duran bir sistem gerekir. İşte o zaman, bayramlar yeniden bayram olur.