
RAKAMLAR BAŞKA, HAYAT BAŞKA!
Manşetlerde ekonomi başka, vatandaşın hayatında başka…
Kıymetli okurlarım,
Son haftalarda yine ekonomi manşetleriyle yatıp kalkıyoruz:
Enflasyon, faiz, tüketici güveni, borsa, yatırım fonları, ekonomi programı…
Peki gelin, bu tabloya bir de vatandaşın penceresinden bakalım.
TÜİK’in Ağustos verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31,51. Aylık enflasyon ise yüzde 1,84. Gıda fiyatları yıllık yüzde 33,79, konut grubundaki artış yüzde 39,77.
Şimdi bir an durup düşünelim:
Bu rakamların vatandaşın mutfağındaki karşılığı ne?
Kira, market, faturalar, ulaşım, okul masrafları…
Çocuğunu okutan anne-baba için eğitim gideri, emekli için market sepeti, kiracı için her ay yenilenen kira hesabı…
İşte hayatın gerçek hesabı burada.
Üstelik Türkiye’yi dünyadan kopuk değerlendiremeyiz.
Kamuya açık kaynaklara göre ;
2026/ Ağustos ayında Avrupa Birliği’nde yıllık enflasyon yüzde 3,2 oldu. Almanya’da yüzde 2,9, Fransa’da yüzde 2,6, Yunanistan’da yüzde 3,7 seviyesindeydi.
Türkiye’de ise sadece bir ayda yüzde 1,84 fiyat artışı yaşandı.
Yani bazen bir rakamı tek başına okumak yerine, dünyanın neresinde durduğumuza bakmak gerekiyor.
Sevgili dostlar, vatandaş açısından bir başka can yakıcı mesele de artık sadece fiyatlar değil, borçlanma.
Maaş hesaba yatıyor, kredi kartı borcu bekliyor.
Kart yetmiyor, kredili mevduat hesabı devreye giriyor.
Borç kapanmadan yeni ay başlıyor.
Cebimizde para değil, borç kalıyor.
Üstelik yüksek faiz, bu borcun maliyetini daha da ağırlaştırıyor.
İşte bu nedenle enflasyonu yalnızca “fiyatlar ne kadar arttı?” diye değil, “vatandaş bu fiyat artışını nasıl finanse ediyor?” diye de okumamız gerekiyor.
Ben yıllarca bankacılık ve finans yöneticiliği yaptım. Finansal tabloların, faizlerin ve ekonomik göstergelerin önemini elbette biliyorum.
Ama ekonominin bir de başka bir bilançosu var:
Evin mutfağındaki bilanço.
Merkez Bankası verilerinde hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 45,6 seviyesinde. Yani vatandaşın geleceğe ilişkin fiyat algısı, bugünkü resmî enflasyonun oldukça üzerinde.
Sizlerin de fark ettiği gibi mesele yalnızca bugünkü fiyat değil.
Yarın ne olacak?
Kira ne olacak?
Çocuğun eğitim masrafı ne olacak?
Emekli maaşı ay sonuna yetecek mi?
Kredi kartı borcu nasıl kapanacak?
İşte ekonomik güven biraz da bu soruların cevabında saklı.
Uzun sözün kısası kıymetli okurlarım;
Rakamları elbette konuşalım. Ama rakamların arkasındaki insanı da unutmayalım.
Çünkü ekonomi tablolarla başlar ama mutfakta sınav verir.
Ve vatandaşın cebini en iyi anlatan gösterge bazen bir enflasyon tablosu değil; ayın sonunda market arabasına ya da pazar poşetine kaç ürün koyabildiğidir…
Rakamlar başka olabilir…
Ama hayat çok daha başka…

