FON ZARARININ BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK

FON ZARARININ BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK


10 bin liranın birkaç ay içinde 100 bin liraya dönüşeceği vaadi… Kulağa umut gibi geliyor. Ancak finans dünyasında olağanüstü kazanç vaatleri, çoğu zaman olağanüstü risklerin üzerini örter.

İnsanlar geçim sıkıntısı, düşen alım gücü ve büyüyen gelecek kaygısı nedeniyle birikimlerini kısa sürede büyütmenin yollarını arıyor. Tam da bu kırılganlık ortamında, “garanti kazanç” söylemiyle sunulan fırsatlar daha cazip hale geliyor.

Peki bu vaatler gerçekleşmediğinde, yatırımcıların parası kaybolduğunda ve fon zararı ortaya çıktığında sorumluluk kime ait olacak? Yatırımcıya mı, şirkete mi, denetim görevini yerine getirmeyenlere mi, yoksa sonunda milyonlarca vatandaşın ödediği vergilere mi?

Ekonomik sıkıntıların arttığı, alım gücünün düştüğü dönemlerde bu tür vaatler neden daha cazip hale geliyor?

Çünkü gelir yetmiyor, tasarruf eriyor, gelecek kaygısı büyüyor. İnsanlar parasını değerlendirmek, hatta mümkünse kısa sürede büyütmek istiyor.

Ama burada hem yatırımcının hem de kurumların sorumluluğu var.

Bankacılık ve finans alanında yöneticilik yapmış, deneyimli biri olarak şunu özellikle vurgulamak isterim:

Finansta olağanüstü bir getiri vaat ediliyorsa, önce “Ne kadar kazanacağım?” değil, “Bu kazanç nasıl oluşacak ve riskim ne?” diye sormak gerekir.

Çünkü finans dünyasında yüksek getiri vaadi, çoğu zaman yüksek risk anlamına gelir. Risk açıkça anlatılmıyor, kazancın kaynağı şeffaf biçimde ortaya konulmuyor ve her şey “garanti kazanç” söylemiyle sunuluyorsa, orada yalnızca yatırım fırsatı değil, ciddi bir uyarı işareti de vardır.

Yatırımcının sorumluluğu; parasını teslim edeceği kurumu araştırmak, getirinin kaynağını ve riskini anlamadan karar vermemektir.

Fakat yatırımcının dikkatli olması, kamu adına denetim yapan kurumların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Eğer daha önce risk işaretleri veya uyarılar ortaya çıkmışsa şu sorular da sorulmalıdır:

Neden zamanında müdahale edilmedi?

Denetim neden daha erken devreye girmedi?

Zarar büyümeden önlenebilir miydi?

Elbette soruşturmalar tamamlanmadan kişi veya kurumlar hakkında kesin bir sorumluluk hükmü vermek doğru değildir. Ancak görev ve yetki verilen yöneticilerin görevlerini gereği gibi yapıp yapmadığı da hukuk çerçevesinde araştırılmalıdır.

Ve asıl kritik soru:

Fon zararı ortaya çıktıysa bedelini kim ödeyecek?

Yatırımcı mı? Şirket mi? Sorumlular mı? Haksız kazanç elde edenler mi?

Yoksa sonunda fatura kamuya, yani milyonlarca vatandaşın ödediği vergilere mi çıkacak?

 

Burada önemli bir ayrım var:

Google+ WhatsApp