
BURSA’DA YAĞAN YAĞMUR DEĞİL, MİLLİ TAKIMIN ÇÖKÜŞÜYDÜ
Bursa’da yağmur yağdı, goller yağdı, Milli Takımımız dağıldı. İtalya 4-0 kazandı, biz ise bir kez daha sistemsizliğin, yanlış tercihlerin ve günü kurtaran futbol anlayışının altında kaldık.
İlk 27 dakikada üç gol yedik. İtalya, kalan bölümde kendini fazla yormadı. İsteseydi skor tabelası çok daha ağır olabilirdi.
Asıl acı olan ise 4-0’lık skor değil, bu skoru adeta çaresizce seyretmemizdi.
Fransa maçında görülen hatalar İtalya karşısında da karşımızdaydı: Sistem yok, doğru kadro yok, doğru mevki kullanımı yok…
Ve bütün bunların üzerine bir de yanlış oyuncu tercihleri eklenince ortaya Milli Takım adına iç karartıcı bir tablo çıktı.
Daha önce söyledim, yine söylüyorum:
Bu takımın başarısı teknik heyetten çok futbolcularımızın bireysel yetenekleriyle geldi.
Arda Güler başta olmak üzere altın jenerasyonun kalitesi, teknik direktörün eksiklerini uzun süre örttü. Ancak Bursa’da artık o örtü de kalktı.
Tek planımız Arda Güler gibi görünüyor.
Oysa dünya yıldızı olmuş bir oyuncuya sürekli “şurada oyna, burada dur” diyerek sınır çizilmez. Arda’nın yeteneğinden yararlanmak yerine onu sistemin içine hapsetmek, sahip olduğumuz en büyük değeri de etkisiz hale getirmek demektir.
Forvet meselesi ise başlı başına soru işareti…
La Liga’da son 6 maçına ilk 11 başlayan Enes Ünal kadroya alınmıyor. Gerekçe “parametreler”.
Peki hangi parametreler?
Son 6 maçın 5’ini kaybetmiş bir teknik heyetin parametrelerini de artık sorgulamak gerekmiyor mu?
Üstelik süre almakta zorlanan futbolcular tercih edilirken, formda oyuncuların dışarıda bırakılması futbol kamuoyunun cevap beklediği bir başka soru.
Maç sonunda futbolcular çıkıp sorumluluğu üstleniyor.
Melih Demiral, “Suç bizde, sorumluluğu biz alıyoruz” diyor.
Keşke saha kenarındaki teknik adam da aynı sorumluluğu bu kadar açık biçimde üstlenebilse…
Yağmuru suçlamak kolay.
Zemini suçlamak kolay.
Futbolcuyu suçlamak kolay.
Peki sistemi kim kurdu? Kadroyu kim seçti? Oyuncuları hangi mevkilerde kim oynattı?
Bunların cevabı da artık ortada olmalı.
Çünkü bu Milli Takım’ın bahaneye değil, futbola, sisteme ve doğru yönetime ihtiyacı var.
Bir çiçekle bahar gelmez.
Arda Güler’in yeteneğiyle de Milli Takım sürekli kurtarılamaz.
Bursa’daki 4-0’lık yenilgi, artık görmezden gelinemeyecek kadar ağır bir uyarıdır.
Sözün bittiği yerdeyiz.
Ben değil, futbolun gerçekleri konuşuyor.
Ve söylenecek tek cümle kalıyor:
İstifa et!
Anlayacağı dilden:
Dimettiti immediatamente!

