
YORGUNUZ, DEĞİL Mİ?
Ama öyle bir uykuyla geçecek yorgunluk değil bu... Bedenimizden önce ruhumuz yoruldu. Beklemekten, hayal kırıklıklarından, yarım kalan cümlelerden, söylenemeyen duygulardan...
Sevgiye hasret kaldık. Dostluğa güvenemez olduk. Aşkı bile korkarak yaşamaya başladık. Birbirimizi anlamak yerine yargılıyor, dinlemek yerine cevap vermeyi seçiyoruz. Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor, en çok da sessizliğimizle tükeniyoruz.
Oysa insanı yoran hayatın kendisi değil; sevgisizliktir. Değer görmemektir. Anlaşılmamaktır. Bir "Nasılsın?" sorusunun bile içten gelmediği zamanlarda yaşıyoruz.
Ve belki de en acısı, iyi insanların susmayı öğrenmesi...
Ama ne olursa olsun, umudu kaybetmemeliyiz. Çünkü bu dünyanın daha fazla öfkeye değil, daha fazla merhamete ihtiyacı var. Daha fazla kırgınlığa değil, daha fazla sarılmaya... Daha fazla gösterişe değil, daha fazla samimiyete...
Belki de artık durup kendimize şu soruyu sormalıyız: İnsanlık gerçekten değişti mi, yoksa biz mi insan olmanın en güzel yanlarını unuttuk?
Yorgunuz... Evet. Ama birbirimize iyi gelmeyi seçersek, bu yorgunluk bir gün mutlaka yerini huzura bırakacaktır. Çünkü dünyayı değiştiren büyük sözler değil; küçük ama içten iyiliklerdir.

