NE OLACAK BU BÖYLE!

NE OLACAK BU BÖYLE!


Sadece bir soru değil bu; içinde biraz kırgınlık, biraz şaşkınlık, en çok da tutunacak sağlam bir dal arayışı taşıyan bir iç çekiş.

​Ekonomiden sokağın tansiyonuna, teknolojiye yetişme telaşından insani ilişkilerdeki o soğuk mesafeye kadar her şey sanki kontrolden çıkmış gibi geliyor. Sabah alarmıyla birlikte zihnimize boca edilen bilgi kirliliği, akşam haberlerindeki karmaşa ve sosyal medyanın sürekli köpürttüğü o kriz hissi... Kabul edelim, yorulmakta çok haklıyız.

​Ama dönüp bir de tarihe ya da sadece kendi geçmişimize bakmak gerek sanırım.

​Dünya hiçbir zaman "sakin ve pürüzsüz" bir yer olmadı. Hangi çağı açarsanız açın, o çağın insanı da kendi kıyametini yaşadığını düşündü. Fırtınanın ortasındayken rüzgârın hiç dinmeyeceğini sanmak insani bir illüzyon. Oysa hayatın ritmi tam da bu: Yıkılanın yerine yenisi kurulur, belirsizlik eninde sonunda bir düzene evrilir.

Peki sorumuza gelelim

​Ne mi olacak? Hiçbir kriz sonsuza kadar sürmez. Dünya yine dönecek, taşlar yine yerine oturacak. Biz yeter ki o gün geldiğinde ayakta kalabilmek için zihnimizi ve kalbimizi bu gündelik telaşın gürültüsüne ezdirmeyelim.

​Son sözü yine o eski ve haklı teselliye bırakalım: Bu da geçer yahu.

Google+ WhatsApp