“Filistin-İsrail arasındaki savaşın sebebi, İsrail’in uluslararası hukukun gerekliliklerini uygulamamasıdır”

“Filistin-İsrail arasındaki savaşın sebebi, İsrail’in uluslararası hukukun gerekliliklerini uygulamamasıdır”

Abdullah Gül Üniversitesi Cumhuriyetin 100’üncü yılı kapsamında ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Sürdürülebilir Kalkınma Sürecinde Türkiye’ temalı konferansta konuşan 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Hangi milletten insan olursa olsun, sivil insanları öldürmeyi hiçbir şekilde tasvip etmek mümkün değildir.

Ortadoğu’da, Filistin’de ve İsrail’de yaşanılan bu olayların kaynağına bakmazsak her şey eksik olur. Bütün bu sorunların bir tane sebebi var; o da İsrail’in sorumluluklarını yerine getirmemesi, uluslararası hukukun gerekliliklerini uygulamamasıdır. İsrail,  1967 yılından beri Filistin topraklarını, Batı Şeria’yı, Gazze’yi ve Kudüs’ü işgal altında tutuyor. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm Avrupa ikiyüzlülükten vazgeçip kalıcı bir şekilde bir daha bu problemler ortaya çıkmasın deme sorumlulukları var. İki devletli 1967 sınırlarına çekilmiş doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerekiyor. Umarım İsrail’in yaptığı bu katliamlara tüm dünya ‘dur’ diyecektir” dedi.

Abdullah Gül Üniversitesi Cumhuriyetin 100’üncü yılı kapsamında ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Sürdürülebilir Kalkınma Sürecinde Türkiye’ temalı konferans ve demokrasi, dış politika, eğitim, bilim e teknoloji gibi konuların tartışıldığı panel düzenlendi. Düzenlenen konferansa; 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Abdullah Gül Üniversitesi Rektörü Cengiz Yılmaz, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı.

‘SAVAŞIN SEBEBİ, İSRAİL’İN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEMESİDİR’

Konferansta; İsrail ile Filistin arasındaki gerginlikler hakkında açıklamalarda bulunan 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Çok büyük olaylara şahit oluyoruz, özellikle Filistin’de yaşanılan katliamlar, bütün televizyonlar tarafından canlı olarak yayınlanıyor. Hangi milletten insan olursa olsun, sivil insanları öldürmeyi hiçbir şekilde tasvip etmek mümkün değildir. Ortadoğu’da, Filistin’de ve İsrail’de yaşanılan bu olayların kaynağına bakmazsak her şey eksik olur. Bütün bu sorunların bir tane sebebi var; o da İsrail’in sorumluluklarını yerine getirmemesi, uluslararası hukukun gerekliliklerini uygulamamasıdır. İsrail,  1967 yılından beri Filistin topraklarını, Batı Şeria’yı, Gazze’yi ve Kudüs’ü işgal altında tutuyor. Birleşmiş milletlerin güvenlik konseyinin ve bütün uluslararası kuruluşların ‘bu işgal sona ermelidir’ dediği topraklardan İsrail bir adım geri çekilmediği gibi işgal ettiği topraklarda büyük binalar ve yerleşim yerleri kuruyor. Bu yerleşim yerlerine 1 milyon kişi yerleşti.  Ben bu topraklarda neler olup bittiğini görmüş ve oralarda bulunmuş bir insanım işgalin ne demek olduğunu iyi bilirim. Orada yaşayan insanlara yapılan büyük adaletsizlik ve yapılan uygulamalar, her gün onları çıldırtan politikalardır. Bu politikalar devam ettiği ve Filistinlilere göz göre göre bu katliamlar yapıldığı sürece bu tip olayların ortaya çıkması tabii ki sürpriz değildir. Bugün Gazze dünyanın en büyük nüfus yoğunluğu olduğu yerdir senelerdir abluka altında ve orada 2 buçuk milyon insan yaşıyor. Gazze’yi görmüş ve oralarda bulunmuş biri olarak söylüyorum, orası nefes almanın bile çok zor olduğu bir yer. O topraklarda yaşanan olaylar, dünyanın bu olayları yeni bir normal olarak kabul etmesine karşı bir isyandır. Bütün dünyanın bu işgale son vermesi için elinden gelen her şeyi yapması gereklidir. Unutmayalım ki bugün Gazze’de binlerce çocuğu, kadını ve sivili öldüren bir örgüt değil devlettir ve bu devlet Birleşmiş Milletlere üye olan bir devlettir ve dünyanın gözü önünde bu katliamları yapıyor ve bu olay bütün uluslararası kuruluşlar için hem büyük bir üzüntü kaynağı ve büyük bir vicdansızlıktır. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm Avrupa ikiyüzlülükten vazgeçip kalıcı bir şekilde bir daha bu problemler ortaya çıkmasın deme sorumlulukları var. İki devletli 1967 sınırlarına çekilmiş doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerekiyor. Umarım İsrail’in yaptığı bu katliamlara tüm dünya ‘dur’ diyecektir” şeklinde konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyıla, yeni bir anayasayla girmesi gerektiğini belirten Gül, “Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına girerken Türkiye’ye yakışan; modern, demokratik ve hukuk anlayışını ruhunda taşıyan yeni bir anayasayla girmektir. Sayın cumhurbaşkanının bugünlerde dile getirdiği bu fırsatı değerlendirmek gerekir, bu durumun Türkiye için bir fırsat olduğu kanaatindeyim. Mevcut anayasa, farklı zamanlarda yapılmış birçok değişiklikten sonra kendi içerisinde tutarsızlıklar ve noksanlıklar içeriyor. Bu durum da yeni bir anayasa çıkarma ihtiyacı ortaya çıkardığı için yeni anayasayı her zaman gündemde tutarız” dedi.

Türkiye’nin refahının artması için rasyonel politikaların yok sayılmamasını ve uygulamalarda anlamsız denemelerin de milleti yoracağına vurgu yapan Gül, “Türkiye’nin içerisinde bulunduğu orta gelir tuzağından çıkıp refah toplumu olabilmesi için, kaliteli ve istikrarlı bir büyümeyi sürdürülebilir şekilde sağlamak gerekiyor. Bunun için denenmiş ve neticeleri görülmüş rasyonel, bilimsel, ekonomik ve mali politikaları günlük siyasi konjonktürlerin üzerinde kararlılıkla uygulamalıyız. Anlamsız denemeler hem milleti yorar hem de Türkiye’ye sadece vakit kaybettirir. Esasen büyük emeklerle hazırlanan, beş yıllık kalkınma planlarının çerçevesine baktığımızda bu siyasi yol haritalarını görürüz. Üzücü olan, bu planların uygulamada rafa kaldırılması ve yokmuş gibi davranılmasıdır” diye konuştu.

Dış politikada sert gücün karşıt güçler oluşturacağını söyleyen ve daha ılıman tutumla ilişkiler yürütülmesine dikkat çeken Gül, “Etkili ve inandırıcı bir politika, evin içinden başlar. Evi demokratik ve ekonomik olarak güçlü olanın dışarıda da eli daima güçlü olur. Sadece gurur duyduğumuz askeri gücümüzle ulusal çıkarlarımızı korumak, komşularımızla ve yakın çevrelerimizle ilişkilerimizi güçlendirmek mümkün değildir. Türkiye, köklü ilişkiler içerisinde bulunduğu bölgesinde yumuşak gücüyle öne çıkmalı, bir zamanlar olduğu gibi ilham kaynağı haline gelmelidir. Sert güç, karşıtını oluştururken yumuşak güç sizleri başkaları için cazibe merkezi yapar ve etki alanınızı doğrudan geliştirir” ifadelerini kullandı.

Etkinliği, cumhuriyetin ilk yüzyılını anlamak ve gelecek yüzyıllara ders çıkarmak açısından kıymetli bulduğunu söyleyen AGÜ Rektörü Cengiz Yılmaz, “Cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılmak; hepimiz için verilmiş bir görevdir, bu konuda milletçe kararlı bir şekilde ilerleyeceğimizden eminim” dedi.

Google+ WhatsApp