''Neleri Başarabileceğini Görecekler''

45. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayi gibi pek çok projede, sabotajları ve engelleme çalışmalarını aşıp neticeye doğru yaklaştığını belirterek, “Hiçbir engel, Türkiye’nin, Türk Milletinin iradesinden daha büyük değildir. Mademki bizi bu noktaya getirdiler, öyleyse bundan sonrasını kendileri bilirler. Bu milletin yüreğini ve bileğini ortaya koyduğunda neleri başarabileceğini görecekler” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 45’nci Muhtarlar Toplantısı’nda Afyonkarahisar, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Manisa, Muğla, Niğde, Osmaniye, Trabzon ve Van illerinden gelen muhtarlar ile bir araya geldi.

Toplantı vesilesiyle düzenlenen yemek öncesinde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasi piramidinin seçilmişler bakımından ilk basamağını teşkil eden muhtarlarla, zirvesini temsil eden Cumhurbaşkanlığı arasında tesis edilen sıkı bağın bundan sonra da aynı şeklide devam edeceğini belirtti.

2019 yılındaki muhtarlık seçimlerinin her zamankinden farklı geçeceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlık kurumunun itibarının ve gücünün artmasına paralel şekilde bu görevlere daha çok kişinin talip olacağına, rekabetin de kaliteyi yükselteceğine dikkat çekti. Bu yüzden tüm muhtarların sorumlu oldukları mahallelerine hizmet getirme, mahalle halkının gönlüne girme konusunda çok daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Son muhtarlar toplantımızda ülkemizdeki tüm muhtarlıkların Hazine’nin tahsis edeceği araziler üzerinde valilik ve kaymakamlıklarımızın öncülüğünde kendi binalarına sahip olacakları müjdesini vermiştim. Böylece maaşlarının düzeltilmesinden sigorta primlerine ve silah ruhsatlarına kadar her türlü sorunlarını çözdüğümüz muhtarlarımızın faaliyetlerini kurumsal hâle getirme imkânı olacak” şeklinde konuştu.

Türkiye her alanda büyüdükçe, güçlendikçe önüne çıkan sıkıntıların, sorunların çapının da arttığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha düne kadar ekonomik derinliği birkaç milyar dolardan ibaret olan, diplomatik derinliği kendi büyükelçiliklerinin kapısında biten, siyasi derinliği hükûmetlerinin ömrü gibi birkaç ayla sınırlı olan bir ülke olduğumuzu hatırlattı. O dönemde kimsenin Türkiye’de kriz çıkarmak için uğraşmasına gerek olmadığını da vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şekilde altın kıymetinde yılların heba olup gittiğini kaydetti. “Geçtiğimiz 15 yılda tüm sabotajlara, oyunlara, senaryolara, saldırılara rağmen büyük bir titizlikle koruduğumuz güven ve istikrar ortamı sayesinde bu kısır döngüyü hamdolsun kırmayı başardık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide Türkiye’yi üç buçuk kat büyüttüklerini, demokrasi standartlarını ileriye doğru götürürken, ülkenin bölgesel ve küresel bir güç olarak da sürekli yükseldiğini belirtti.

İktidarlarının ilk yıllarında daha ziyade iç kaynaklı istikrarsızlık çıkarma gayretlerinin son beş senede çok daha farklı bir görünüm kazandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllar boyunca ülke içinde örgütlenmiş ihanet odaklarının birbirinin ardı sıra harekete geçirildiğini söyledi.

Bu gayeyle FETÖ’nün emniyet, yargı, ordu, iş dünyası ve diğer alanlardaki tüm gücünü ve imkânlarını seferber ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’nın tarihinde olmadığı kadar yoğun ve cüretkâr saldırılara giriştiğini ve şehirleri işgale yeltendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, en büyük insanlık ve İslam düşmanı örgüt olan DEAŞ’ın, bir yerlerden emir verilmişçesine ülkemize saldırmaya başladığını, pek çok uluslararası örgütün de aynı anda ve benzer argümanlarla Türkiye aleyhinde bir hava oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa Birliği’nin verdiği tüm sözleri çiğnemek pahasına Türkiye’ye cephe almasının da aynı döneme denk geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgede yaşanan insani krizlerin bir ucunun hep gelip Türkiye’ye dayandırıldığını belirtti. “Bizim meşrebimizde, dostlarına, kardeşlerine, komşularına sırt dönmek yoktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için oynanan oyunu görmelerine rağmen, zulümden ve ölümden kaçan tüm insanlara ülke olarak sınırların ve açıldığını söyledi.

Şartların normale dönmesi, bölgenin huzura ve güvene kavuşması için çok beklediklerini, fakat İslam adına Müslümanları katleden bir terör örgütü bahane edilerek, bir başka terör örgütünün bölgede palazlandırıldığını görünce artık daha fazla bekleme imkânı kalmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi meşgul etmek, dikkatini ve enerjisini başka tarafa yöneltmek için kurulan tuzakları birer birer bozarken, asıl hedeflerinden de kopmadıklarının altını çizdi.

Fırat Kalkanı Harekatı’yla DEAŞ ve bölücü terör örgütüne karşı ilk fiili müdahaleyi başlattıklarını, 3 bine yakın DEAŞ’lıyı derdest ederek Rai, Cerablus, El Bab ile birlikte 2 bin kilometrekarelik bir alanın kontrol altına alındığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’den gelen 135 bin mültecinin tekrar topraklarına dönmesini sağladıklarını kaydetti. O bölgenin hastaneleri, okulları, tüm altyapısıyla imar edildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu ve Türk askerinin güvenliğini sağladığı topraklarda bu insanların yaşadıklarını ifade etti. Aynısını Afrin’de yapmak istediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin’den sonra İdlib’i de aynı şeklide çözerek mültecilerin kendi topraklarına dönmelerini sağlamak istediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Irak’ın kuzeyinde sahnelenen oyunu Tahran ve Bağdat yönetimleriyle birlikte bozduklarını, bunu takiben, Rusya ve İran’la birlikte İdlib’de güvenli bölge oluşturulmasına yönelik adımları attıklarını, son olarak da, tamamen kendi inisiyatifleriyle Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Operasyonu’nun düğmesine bastıklarını ifade etti.

Askerlerimizin orada destan yazdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay’dan alınan son rakama göre 1028 teröristin etkisiz hâle getirildiğini bildirdi. Şehitlerin kanının yerde kalmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Hangi şehidimizin annesine, babasına, eşine telefon açıyorsam benden istedikleri, ‘bunların kökünü kazıyın, şehidimin kanını yerde bırakmayın.’ Bizim de onlara sözümüz var, bunu yapacağız. Her türlü olumsuzluğa, her türlü alçaklığa, her türlü riyakârlığa rağmen bölgeyi adım adım teröristlerden askerimiz, milletimiz, hep beraber temizliyoruz. Bunu Bay Kemal’e rağmen temizliyoruz. Ne diyor Beyefendi? ‘Afrin’e gitmeyin, fazla içerlere gitmeyin.’ Senden mi alacağız izni? Bize milletimizin emri var emri! Biz milletimizin talimatını yerine getiriyoruz. Ona kalsa, ‘Esed’le masaya oturun da bu işi konuşun’ diyor. Ya 1 milyon vatandaşını öldüren bir katille biz neyi konuşacağız? Siz, yeri gelir teröristlerle el ele, kol kola dolaşabilirsiniz. Teröristlerle beraber kalkar Ankara’dan İstanbul’a yürüyebilirsiniz. Adaletsiz bir adalet anlayışıyla yürüyüş yapabilirsiniz. Ama biz, terör örgütlerinin icazetiyle yola çıkanlarla beraber bugüne kadar yol yürümedik ve bundan sonra da yürümeyeceğiz.”

Birilerinin utanmadan, sıkılmadan DEAŞ’la iş birliği yapıldığını söylediğini de aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ne biçim anlayıştır, ne biçim yaklaşımdır? Ama bunda yüz yok, bunda haysiyet yok, bunda onur yok. Ne zaman bunu ben ispata davet ettiysem hiçbir şeyi ispat etmemiştir ve hâlâ da yerinde durmaktadır. Bununla ilgili de söylüyorum; AK Parti’nin DEAŞ’a destek olduğunu ispat et ben bu makamda durmam, bu görevden çekilirim. Ama sen bunu ispat edemediğin zaman çekilir misin? Çekilemez! Hayatı yalan üzerine kurulu bu adamın. DHKP-C’lilerle beraber yürüyen birisi, bunlardan bir şey olur mu ya? Rahat rahat da bunları kamufle edebiliyorlar, rahat rahat bunlarla yol yürüyebiliyorlar. Ve kalkıyor bir kâğıt gösteriyor, ya senin bu kâğıtlarına biz alıştık. Ve sağ olsun bazı televizyonlar da bizim DEAŞ’la ilgili bütün bu söylediklerimizi geçmişte hepsini açık, net ortaya koyuyorlar. Bizim DEAŞ’la verdiğimiz mücadeleyi dünyada hiçbir ülke vermemiştir. DEAŞ’la ilgili olarak bizim Cerablus’ta, Rai’de, El Bab’da verdiğimiz mücadeleyi kimse vermedi. DEAŞ’ın şu anda tehdidi altında olan Bay Kemal, sen misin, biz miyiz? Sana bir şey söyledim ya, hadi gel, şu YPG, PYD, PKK, bunların terör örgütü olduğunu ilan et. Hepsini tek tek çık, şöyledir böyledir yamalı bohça yapma. Açık ve net konuş, ‘bunlar birer terör örgütüdür’ de. El Nusra terör örgütüdür dedin mi diyor. Ya ben bunların hepsini dedim, yine diyorum, El Nusra da bir terör örgütüdür diyorum. Sen, ‘PYD terör örgütüdür, PKK, YPG bunlar terör örgütüdür’ de görelim, ‘DHKP-C terör örgütüdür’ de göreyim seni ya. Diyemezsin, çünkü gücünü onlardan alıyorsun, onların desteğiyle Hakkâri’de miting yapacak kadar zavallısın sen” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında Türk Tabipler Birliği’nin isminden “Türk” ifadesinin kaldırılmasını istemelerine yönelik tartışmaya da değindi. Bu yüzden kendilerinin Türkiye ve Türklük kavramına karşı olduklarına dair tweetler atıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Tabipler Birliği denilen kuruluşun Türklükle alakası olmadığını, Türk kavramına da layık olan bir yanı olmadığının altını çizdi. Türkiye Barolar Birliğinin de Türkiye’ye layık olan hiçbir yanı olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yüzden bu kuruluşların ne hukuku, ne de tabipliği, hekimliği kendi saltanatları altına alamayacaklarını söyledi. Çıkarılacak olan kanunlar ve Bakanlar Kurulu kararıyla ülkedeki tüm hukukçuların, tüm doktorların kendi derneklerini, vakıflarını rahatlıkla kurabileceklerini ve bunlara da kaynağında para ödemesi yapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bunların hepsi bitecek, ondan tutuştular. Kullanamayacaksınız artık, ne Türk kavramını, ne de Türkiye ismini kullanamayacaksınız. Onu layık olanlar kullanacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin bölgede uygulamaya başladığı aktif politikanın içeride ve dışarıda pek çoklarını rahatsız ettiğini kaydetti. İçeride artık gafleti geçip ihanet boyutlarına varan tavırları herkesin gördüğünü, takip ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunların içinde, ülkemiz bir başka devletle savaşa girse safının karşı taraf olacağını söyleyeninden ezanlarımızdan rahatsız olanına, hatta şehitlerimize hakaret edenine kadar, ne ararsanız var.” Bu kişilerin CHP’nin içerisinde, genel başkan yardımcılarında, sözcülerinde görülebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sırf Türkiye düşmanlarına malzeme vermek için yurt içinde ve dışındaki operasyonlarda sivillerin hedef alındığı iftirasını atabilecek kadar alçalanlara, muvazeneyi kaybedenlere rastladıklarını ifade etti.

Avrupa Parlamentosu’nda PKK’nın sözde bayraklarını boyunlarına asan parlamenterleri de eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kimin paçavraları bunlar? PKK’nın. Kimin? Terörist başının. Bunlarla, Avrupa Birliği PKK’yı terör örgütü ilan ettiği hâlde bunların paçavrasını nasıl oluyor da bunlar boyunlarına sarıyorlar?” dedi.

Bugün Türkiye’de hâlâ “bizim Afrin’de ne işimiz var” diyebilen bir zihniyetin olmasının, üzüntü verici olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Sokaktaki vatandaşımızın çok iyi anladığı, çok iyi tespit ettiği, çok iyi gördüğü bir gerçeği anlayamayan güya siyasetçi, aydın, akademisyen, sanatçı kisveli herkese yazıklar olsun diyorum” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’ya, PYD’ye, YPG’ye terör örgütü demeye dili varmayan veya bunu kerhen zikredenlere milletin ilk fırsatta söyleyecek bir çift sözünün olacağını, kendilerinin de siyasetçi olarak, hükûmet ve devlet olarak bunların hakkında gerekenleri yaptıklarını kaydetti.

“İçerdekiler bunu yapar da, eloğlu boş durur mu?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizden Suriye topraklarından bir an önce çıkmamızı isteyenler olduğunu duyuyoruz, görüyoruz. Bunu duyan da sanır ki, Suriye’de her şey güllük gülistanlık, sadece Türkiye’nin varlığı işi bozuyor. Bunların mantığına göre, PKK Suriye’de olabilir, DEAŞ Suriye’de olabilir, Amerika Suriye’de olabilir, Rusya Suriye’de olabilir, İran Suriye’de olabilir. Fransa, İngiltere ve daha nice ülke çeşitli görüntü ve bahaneler altında Suriye’de olabilir. İsrail canı istediği zaman Suriye’de operasyon yapabilir ama Türkiye 911 kilometre sınırının bulunduğu Suriye’de olamaz.”

“Normalde birbirleriyle can düşmanı olanlar, söz konusu Türkiye ise, hemen ittifak içine giriyorlar, hemen gizli ve açık ortaklıklar kuruyorlar. Bugün Türkiye, yaptığı her şeyi, tamamen veya kısmen diğer tüm güçlere rağmen yapıyor. Bugün Türkiye, sadece ve sadece milletimizin cesareti, kararlılığı, dirayeti ve dostlarımızın dualarıyla ayakta duruyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bunlara kalsa, inanın bize yağmurlu havada bir bardak su bile vermeyecekler. Öylesine ülkemize ve milletimize karşı husumet içindeler” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’nin de, Irak’ın da, gönül coğrafyamızdaki diğer yerlerin de bizim için kendi vatan topraklarımızdan bir farkı olmadığını her fırsatta söylediklerini belirterek, kendileri için şu anda Esed’in değil Suriye halkının önemli olduğunu kaydetti. Esed’in Suriye’de terör estirdiğini, bunca insanın ölümüne neden olduğunu, hâlâ da öldürmeye devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi dertlerinin üç buçuk milyon Suriyeli mültecinin bir an önce evlerine, topraklarına dönmelerini sağlamak olduğunu ifade etti ve samimi olanları Suriye’de bu hizmetleri beraber yapmaya davet etti

Suriye ve Irak’ta bu ülkelere ve halklarına karşı kurulan her tezgâhın Türkiye’ye karşı kurulmuş demek olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bir asır önce gözyaşları içinde çekildiğimiz bu toprakları yüreğimizden sildiğimizi sananlar yanılıyorlar, bunu da böyle bilmeleri lazım” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün bizi lime lime ederek yok ettiklerini sananlara yeniden dirilişin nasıl olduğunu göstermezsek, ecdadımıza da, evlatlarımıza da mahcup oluruz. Hamdolsun, milletimiz bu büyük oyunun, üzerimizdeki bu büyük sorumluluğun farkındadır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllarca başkalarının ağzına bakıldığı için, siyasi, ekonomik, kültürel ve askerî olarak hep kilitlenip kalındığını, ileriye doğru bir adım atılamadığını vurguladı. Her şeye ve herkese rağmen atılmış olan kimi adımların önünün de bir şekilde kesildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi uçağımızı, kendi otomobilimizi yapmaktan kendi silahımızı üretmeye kadar pek çok girişim, sinsice engellendi. Bu konuda siyasetçisinden bürokratına, askerinden akademisyenine kadar herkesin suçu vardır, günahı vardır, sorumluluğu vardır. Bugün pek çok konuda adeta sıfırdan başlayarak kendimize yeni bir savunma sanayi inşa etmeye çalışıyoruz. Hâlâ önümüze öyle engeller çıkıyor, öyle aldatmalarla karşılaşıyoruz ki, inanın bana insanın yüreği yanıyor. Ama Allah’ın izni, milletimizin desteğiyle bu meselenin de üstesinden geleceğiz” dedi.

Önemli projeleri bizzat takip ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, pek çok projede sabotajları, engelleme çalışmalarını, göz boyama taktiklerini birer birer aşarak neticeye doğru yaklaştıklarını kaydetti. Eskilerin “Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin başka çıkışı olmadığını, hiçbir engelin Türkiye’nin, Türk milletinin iradesinden daha büyük olmadığını ifade etti.

“Mademki bizi bu noktaya getirdiler, öyleyse bundan sonrasını kendileri bilirler” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadeleyi bir başka terör örgütü PYD ve YPG ile yaptıklarına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ya gel bizimle beraber yap. ‘Biz sizin generallerin söylediklerini uygun bulmadık’ dediler. Ha bizimkileri uygun bulmamış, kendi generallerinkini uygun bulmuş. Bak sizinkiler doğru söylemiyor, bu bölgeyi biz tanırız, buraları biz biliriz. Dolayısıyla kim kimdir, bunları biz biliriz. ‘Terörist, teröristle yok edilmez. Yanlış yapıyorsunuz Sayın Trump’ dedim kendisine. Ama maalesef o yine onlara baktı. ‘Peki, siz yolunuza, biz yolumuza’ dedik.”

Bu milletin yüreğini ve bileğini ortaya koyduğunda neleri başarabileceğini göreceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ana kadar yapılanların daha ısınma turları bile sayılmadığını, asıl büyük hamleleri, asıl büyük atakları önümüzdeki dönemde gerçekleştireceklerini söyledi. Bu bakımdan 2019’un kritik bir tarih olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin resmen ve tüm unsurlarıyla devreye girmesinin ardından artık bu ülkeye operasyon çekmenin öyle kolay olmayacağını ifade etti.

Askerin eğitiminden silahına kadar ülke savunması için gereken her türlü projeyi hayata geçireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bununla da kalmayacaklarını, ekonomide, büyümede, ihracatta, yatırımlarda, istihdamda, büyük projelerden esnaf ve sanatkârları güçlendirmeye kadar her alanda hedeflerin adım adım gerçekleştirileceğini kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “İşte bakın 20 gün oldu, bu mücadele devam ediyor mu? Ediyor. Ne dedi bu alçaklar? ‘Ekonomi darbe yer, ekonomi geriler, şöyle olur, böyle olur.’ Ne oldu? Evvel Allah aynen devam ediyor. İşin bereketi burada, bereketi burada. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. İşte biz ona çalışıyoruz. Ülkemizdeki tüm garipleri, kimsesizleri, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini kucaklayacak şekilde sosyal yardım ağımızı genişleteceğiz. Bizim ne kardeşlerimiz var ya, bizim ne milletimiz var ya, ne bacılarımız var ya! Hepsi birden bakıyorsunuz sofrayı sermişler orada hazırlıkları yapıyorlar. Kimisi sarma sarıyor, kimisi dolma dolduruyor, kimisi bakıyorsunuz çiğköfte hazırlıyor, kimisi şu, kimisi bu. Ne yapıyorsun? Mehmetçiğe götürüyoruz. Böyle bir dayanışma olur mu, böyle bir ruh olur mu? Ha Türk milletinde olur. Ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline getirmekle kalmayacak, 2053 ve 2071 vizyonlarımızla inşallah, büyük Türkiye için, güçlü Türkiye için, lider Türkiye için gece gündüz çalışacağız. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.”

Google+ WhatsApp