
PİLİMİZ BİTTİ BİTİYOR
Geçen gün bir kafede oturdum, etrafa baktım. Garsonundan camdan bakanına kadar herkesin yüzünde aynı ifade var: "Beni biraz rahat bırakın, çok yorgunum."
Fiziksel bir iş yapmıyoruz belki ama hepimizin pestili çıkmış vaziyette. Sabah sanki hiç uyumamış gibi uyanıyor, hafta sonu bile dinlenemiyoruz.
Çünkü kafamız bir saniye bile durmuyor. Sabah gözümüzü açar açmaz telefona sarılıyoruz; haberler, dertler, başkalarının hayatları... Daha yataktan çıkmadan beyin yüz ton yükün altına giriyor. Bir de üstüne yarın ne olacağını bilememenin stresi ekleniyor. Meğer insanı en çok yoran şey sırtındaki yük değil, belirsizlikmiş.
En acısı da durmayı unuttuk. İki dakika boş otursak içimizi suçluluk kaplıyor. Koşuyoruz ama bir yere vardığımız da yok, sadece olduğumuz yerde çırpınıyoruz.
, açık konuşalım Pilimiz bitmek üzere.
Her habere yetişmek, her dertle yıpranmak zorunda değiliz. Bazen telefonu kenara atıp "Bugünlük benden bu kadar" demek zayıflık değil, akıl sağlığımızı korumanın tek yolu.
Şu soruyu kendimize sorma vakti geldi de geçiyor:
Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece günleri mi deviriyoruz?

