
DÖNÜŞÜMÜN IŞIĞI
Bazen hayatımızdan çıkan insanlar bizden bir şey götürmez; sadece artık taşımamamız gereken yükleri alıp giderler.
Bazı kapılar yüzümüze kapanmaz, bizi başka bir yola yönlendirmek için kapanır. Bazı yalnızlıklar ise bir ceza değil, insanın kendi sesini yeniden duyabilmesi için verilen bir sessizliktir.
Dönüşüm, başkalarını değiştirmekle başlamaz. İnsan önce kendine sorar:
“Ben neden hâlâ aynı yerde duruyorum?”
İşte bu soruyla birlikte insan, kendisine ait olmayan yükleri bırakmayı öğrenir.
Dönüşen insan taşlaşmaz; sadece sınırlarını öğrenir. Daha az sevmez, sadece sevgisini kendisini yok edecek yerlere akıtmaz.
Ve bir gün geriye dönüp baktığında anlar:
“Ben aslında kaybolmamışım. Ben dönüşüyormuşum.”
Çünkü bazen hayat bizi kırarak değil, eski hâlimizi kırarak yeniler.
Ve insan kendi hakikatine ulaştığında, karanlıktan korkmaz.
Çünkü bilir ki:
Karanlık, ışığın yokluğu değil; ışığın doğmaya hazırlandığı yerdir.

