
ZAMAN MI SENİ YÖNETİYOR, SEN Mİ ZAMANI YÖNETİYORSUN?
Hepimiz aynı yirmi dört saatin içindeyiz. Kimi zaman "Vaktim yok." diyerek günün peşinden koşuyor, kimi zaman da zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz. Oysa asıl soru şudur: Zaman mı bizi sürüklüyor, yoksa biz mi zamana yön veriyoruz?
Zaman, durmaksızın akan bir nehir gibidir. Onu durduramayız, geri de çeviremeyiz. Fakat o nehirde nasıl yol alacağımıza karar verebiliriz. Hayatın telaşı, bitmeyen sorumluluklar ve zihnimizde dolaşan düşünceler bizi çoğu zaman otomatik bir yaşamın içine çeker. Böyle anlarda zamanın esiri olduğumuzu hissederiz.
Gerçek özgürlük ise anın farkında olabilmektir. Geçmiş pişmanlık, gelecek ise belirsizlik taşır. Yaşamın gerçek gücü, içinde bulunduğumuz andadır. Bilinçle yaşanan her an, zamanı uzatır; farkındalık olmadan geçen yıllar ise bir göz açıp kapayıncaya kadar geçiverir.
Belki de zamanı yönetmek, dakikaları kontrol etmek değil; dikkatimizi yönetebilmektir. Neye odaklanıyorsak ömrümüz de oraya akar. Sevgiye odaklanırsak sevgiyi, korkuya odaklanırsak korkuyu büyütürüz.
Bugün kendinize şu soruyu sorun: Günümü ben mi yönettim, yoksa koşullar mı beni yönetti? Cevabınız, yaşamınızın yönünü de gösterecektir.
Unutmayın; zaman, insanın en değerli sermayesidir. Onu bilinçle kullanan, aslında hayatını yönetmeye başlar. Çünkü zamanı yönetmek, önce kendini yönetmekten geçer.

