Başbakan Yıldırım, Milli Savunma Üniversitesi Harp Enstitüleri Karargah Subaylığı 1. Dönem Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne katıldı.

Başbakan Binali Yıldırım, Milli Savunma Üniversitesi Harp Enstitüleri Karargah Subaylığı 1. Dönem Eğitimi Mezuniyet Töreni'nde, mezun olan öğrenci subayları tebrik ederek, üstlenecekleri görev ve sorumluluklar için başarılar diledi.

Mezun olan subayların ailelerini, vatana ve millete böylesine yararlı evlatlar yetiştirdikleri için tebrik eden Yıldırım, "Afrin'de güzel vatanımızın müdafaası için terörle amansız mücadele veren Mehmetçiğe buradan sevgilerimizi, selamlarımızı gönderiyorum. Allah onların yar ve yardımcısı olsun. 81 milyon vatan evladı duasıyla yanlarındadır, onların destekçileridir. Bu uğurda şehadet şerbetini içen bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum." diye konuştu.

Yıldırım, Milli Savunma Üniversitesi her ne kadar 31 Temmuz 2016'da kurulmuş olsa da büyük bir devlet ve ordu geleneğinin birikimine sahip olduğunu vurgulayarak, 1795'de Mühendishane-i Berr-i Hümayun adıyla kurulan ve 1834'te Mektebi Harbiye alan adını alan kurumun silahlı kuvvetlerinin en üst düzey ihtisas ve eğitim kurumu olduğunu kaydetti.

“ÜNİVERSİTELER EVRENSEL KÜLTÜRLE BİLGİNİN BİRLEŞTİĞİ YERLER”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bugüne kadar pek çok komutan ve subayın bu okuldan yetiştiğini ifade eden Yıldırım, bugün de geleceğin komutanlarını, subaylarını yetiştiren bu üniversiteden beklentilerinin büyük olduğunu dile getirdi.

Yıldırım, üniversitelerin evrensel kültürle bilginin birleştirildiği yerler olduğunu belirterek, demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesinde de üniversitelerin önemine dikkati çekti.

Ülkenin kalkınması, refahı, huzuru ve vatandaşların geleceğe güvenle bakması için üniversitelerin bilgi üretmesine ve yol göstericiliğine ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bu anlayışla gençlerimize güvenli bir gelecek hazırlamak, geleceğe daha iyi hazırlanmalarını sağlamak için 16 yıldır hükümetlerimiz olarak büyük reformlar gerçekleştirdik. Herkesin eğitim hakkına sahip olması ve eğitimde fırsat eşitliğinin temin edilmesi için üniversitelerimize çok özel bir önem verdik. Çünkü Türkiye'nin dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer almasını istiyoruz. Devletimizin de vatandaşımızın da güçlü olarak geleceğe emin adımlarla yürümesini istiyoruz. Bu hedefe doğru büyük bir azim ve kararlılıkla yürüyoruz. Son 16 yılda milletimizle beraber çalıştık, beraber ürettik ve Türkiye'yi tam üç kat büyüttük. Bugün her şehrimizde üniversite var. Bazı şehirlerimizde 15 tane üniversite var. Üniversitelerimizde yaklaşık 8 milyon gencimiz eğitim, öğretim görüyor. Bu sayı bir çok ülkenin nüfusundan bile fazla. 158 bin akademisyen, profesör, doçent ve doktor gençlerimizi geleceğe hazırlıyor."

“BAŞINIZ DİK, ALNINIZ AK. VESAYET ODAKLARININ TARİHE KARIŞTIĞI; DEMOKRASİNİN DAHA DA SAĞLAM HALE GELDİĞİ BİR DEVLETİN SUBAYLARISINIZ”

Başbakan Binali Yıldırım, bu okulun yeni mezunlarına hitaben, "Sizler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin genç subaylarısınız. 'Başınız dik, alnınız ak. Vesayet odaklarının tarihe karıştığı, demokrasinin daha da sağlam hale geldiği bir devletin subaylarısınız. Hiçbir zaman unutmayın ki taşıdığınız emanet ve sorumluluk vatandaşımıza aittir. Bu cennet vatan bugünlere hiç de kolay gelmedi. İnşallah sizler çok daha ülkemiz için güvenli bir geleceğin inşasında görev alacaksınız. İnşallah bilgi üreten, değer üreten Türkiye Cumhuriyeti sizler sayesinde muasır medeniyetler hedefine daha kolay, daha emin adımlarla yürüyecek." ifadelerini kullandı.

Binali Yıldırım, 15 Temmuz 2016'da cumhuriyeti, demokrasiyi, milli egemenliği ve bütün milleti hedef alan bir hain darbe teşebbüsü olduğunu hatırlatarak, şerefli Türk Silahlı Kuvvetlerinin üniforması altına gizlenen alçak FETÖ mensuplarının milletin silahlarını, tanklarını, toplarını ve tüfeklerini gasp ederek milletin üzerine ateş açtığını ve demokrasiyi, ülkenin istiklalini karartmak istediklerini anlattı.

Yıldırım, "Başkomutanımız, Cumhurbaşkanımız, onun güçlü liderliği, hükümetimizin kararlı duruşu ve aziz milletimizin meydanları doldurmasıyla bu alçak teröristlerin hedefleri kursağında kalmış ve bu alçak darbe girişimi bastırılmıştır. Demokrasiye, seçilmiş siyasi iradeye sahip çıkan millet, darbe yapmak isteyen bu alçaklara hak ettiği dersi vermiştir. Milletin emanetine emanet eden bu sefiller suçüstü yakalanmıştır. Şimdi Türk adaleti bunlara hak ettiği cezayı bir bir vermektedir." diye konuştu.

“VESAYET ODAKLARIYLA MÜCADELE ETMEK, DEMOKRASİYE DAHA DA GÜÇLENDİRMEK VE GÜVENC EYE ALMAK İÇİN BİR DİZİ TEDBİR ALDIK”

Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz'un hemen sonrasında vesayet odaklarıyla mücadele etmek, demokrasiyi daha da güçlendirmek ve güvenceye almak için bir dizi tedbir aldıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Hükümet olarak askeri, sivil, kamu yönetimi, güvenlik alanında birçok reformu hayata geçirdik. Bu terör odaklarının ülkemize yaşattığı acılarının bir daha olmaması için askeri eğitim alanında da bazı adımlar atmamız gerekiyordu. Düşünebiliyor musunuz? Türk Silahlı Kuvvetleri, bu kutsal çatı altında kurmaylık eğitimi görmüş, ülkemizin güvenliği, bekasını teslim ettiğimiz subayların yüzde 72'si bu örgütün tuzağına düşmüş ve bu örgütün eylemlerinin parçası haline gelmiş. İşte bu vahim durumu dikkate alarak gereken adımları ivedilikle attık, gerekli kararları aldık. Bu adımlardan belki de en önemlilerinden bir tanesi Milli Savunma Üniversitesidir. Burada Harp Enstitüleri, Harp Okulları, Subay Meslek Okulları ve Araştırma Enstitülerini, yani bütün askeri eğitim kurumlarımızı tek çatı altında topladık. Bu eğitim kurumlarımızı ülkenin savunması, caydırıcılık kabiliyetini en üst düzeye ulaştıracak sizin gibi subayları yetiştiriyor. Bu güzide kurum, devletimizin bekası için çok önemli. Bu önemi nedeniyle de bu alçak FETÖ örgütünün öncelikli hedefi haline gelmiş. Örgüt, menfur emelini gerçekleştirmek için maalesef bu güzide kurumu bir basamak olarak kullanmış."

Hain darbe girişiminin milletin hafızasında tazeliğini koruduğunu, Türkiye'nin büyük bir badireden sağ selamet çıktığını kaydeden Yıldırım, "Bir daha bu ve buna benzer olayları yaşamamak için sizlere önemli sorumluluklar düşüyor. İnsani değerler, demokrasiyi, milli iradeyi özümsemiş nesillerin eğitimini bu üniversitemiz vermeye devam edecek. Millete sadakat, demokrasiye bağlılık en önemi şiarınız olacak" dedi.

“TÜRKİYE SON DERECE ZOR BİR COĞRAFYADA YER ALIYOR”

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin son derece zor bir coğrafyada yer aldığını anlatarak, sadece coğrafi olarak değil, tarih olarak, kültürel değerler olarak da bu coğrafyanın merkezinde yer alan ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Kafkasya, Orta Doğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika'nın yaklaşık 200 yıldır dünyanın en dinamik, en çalkantılı coğrafyası olduğuna dikkati çeken Yıldırım, stratejik açıdan hayati öneme sahip bu bölgede, aynı zamanda zengin yeraltı kaynaklarının da bulunduğunu ifade etti.

Yıldırım, bölge halklarına siyasi ve ekonomik imkanlar sağlaması gereken bu durumun, anlaşmazlıkların, krizin, iç savaşların temel sebebi haline dönüştüğünü dile getirerek, bugün ciddi sıkıntıların yaşandığı, Suriye, Filistin, İsrail, Lübnan, Irak, Yemen ve diğer bölgelerdeki olayların, Türkiye'nin tarihinden, Türkiye'nin geleceğinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Kafkasya, Balkanlar ve Kuzey Afrika'da yaşanan olayların, Türkiye'nin dışında ele alınamayacağını anlatan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Burada şunu söylemekte, tekrar etmekte fayda görüyorum, Türkiye olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir ülkenin toprağında gözümüz olmadı, olmayacak. Hiçbir ülkeyi yönetmek gibi bir hevese de sahip değiliz. Bölgesel, küresel barışa Türkiye kadar önem veren başka bir ülke yok. Biz Gazi Mustafa Kemal'in de en güzel şekilde ifade ettiği gibi, 'Yurtta sulh cihada sulh' istiyoruz. Bunu tesis etmek için çalışıyoruz. Yurtta ve cihanda sulhu istemek sınırlarımızı dahili ve harici düşmanlara karşı korumakla mümkündür"

Başbakan Yıldırım, bir ülkede yaşanan istikrarsızlık, ekonomik veya siyasi kaosun bütün bölgeyi hatta dünyayı etkisi altına alabildiğine vurgu yaptı.

Suriye'de 7 yıldır yaşananlara hep birlikte şahit olduklarını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

  "Var olan iç savaş yüzünden milyonlarca insan evinden, barkından oldu. Bir milyona yakın insan hayatını kaybetti. Türkiye olarak bu sorunun, bu iç savaşın, bu otorite boşluğunun en büyük bedelini ödeyen ülkeyiz. Bugün Fırat Kalkanı bölgesinde, Afrin bölgesinde bizim mücadelemiz, sadece ülkemizin sınırlarını güvence altına almak değil, aynı zamanda vatandaşımızın can ve mal güvenliğini korumak, bunun ötesinde de o bölgede Suriye'de, Irak'ta yaşayan mazlum, mağdur insanları terör örgütünün zulmünden kurtarmaktır. Uluslararası hukuktan ve meşru haklardan kaynaklanan bu harekat, sonuna kadar devam edecek. Burada herhangi bir gün, herhangi bir miat söz konusu değildir. Miat ve süre ancak ve ancak terör örgütünün tam anlamıyla yok edilmesi ve etkisiz hale getirilmesine bağlıdır. Bu harekatı Afrin ile sınırlı olarak düşünmemiz de söz konusu değildir. Sınırlarımıza vaki tehdit, tehlike, terör nerede varsa orası bizim için hedeftir ve orada gerekli mücadeleyi yapmaktan da asla tereddüt etmeyiz.

Yıldırım, PKK/PYD ve DEAŞ, terör örgütlerinin hem Türkiye'de hem Suriye'de faaliyetleri sona erinceye kadar bu çalışmaları, bu operasyonları sürdüreceklerini ifade ederek, askerlerin terör karşısında gösterdiği başarı ve cesaretin de takdire şayan olduğunu aktardı.

"15 YILDA SAVUNMA SANAYİNE 35 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM"

Savunma sanayi ve silah sistemlerinde sahip olunan milli teknoloji, bilgi, tecrübe birikiminin ulusal güvenliğin en önemli unsuru olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Son 15 yılda savunma sanayine 35 milyar dolar yatırım yaptık ve savunma sanayinde ihraç eden ülke konumuna geldik. Bugün, 2 milyar doların üzerinde ihracat hacmine ulaştık. Daha yolun başındayız. Devletimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne her türlü teknolojik imkanı sunuyor, sunmaya da devam edeceğiz." dedi.

Milli savunmayı, yeni teknoloji ürünü ve yerli savunma sistemleriyle güçlendirdiklerini aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:

"Savunma sanayimizi güçlendirmek için başta araştırma geliştirme faaliyetleri olmak üzere yerlileştirme ve millileştirme çalışmalarına da tüm hızıyla devam ediyoruz. Yüzde 24 ile aldığımız topyekun yerlileştirme oranını bugün yüzde 65 seviyesine çıkarmış bulunuyoruz. Ancak bununla yetinecek değiliz, en az yüzde 80'i hedefliyoruz. Tanklarımız, hava savunma sistemlerimiz, uydularımız, İHA, SİHA gibi caydırıcı silahlarımız, savaş gemilerimiz, uçak, helikopter gibi birçok araç ve gereci milli imkanlarla yapmaya başladık, geliştirmeye devam ediyoruz. Böylece Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerimize artık kendi gemimiz, tankımız, uçak ve silah sistemlerimizle donatılmaktadır. Bu milli harp araçlarının, gemi ve uçakların devletine, milletine, milli, manevi değerlerine ve demokrasiye sadakatinden şüphe duymadığımız sizlere emanet ediyoruz. Bunları sizler kullanacaksınız. Küresel barış ve istikrarın korunması, devletin bekası, milli menfaatlerimiz için içeride ve dışarıda bu onurlu mücadeleyi sürdüreceksiniz."

Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bu güzel ülkeyi bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bütün ecdadımızı, vatanımız için canlarını seve seve feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun. Gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Milli Savunma Üniversitesinin emsalleri içinde dünyanın en güçlü, en saygın üniversiteleri arasına katılacağına yürekten inanıyorum. Görüyorsunuz, 12 değişik ülkeden subaylar var, burada kurmaylık eğitimi alıyorlar. Önümüzdeki sene bu sayı daha da artacak, başka ülkeler de buraya katılacak. Bu vesileyle üniversiteye, üniversitenin kısa sürede 15 Temmuz darbe girişiminin verdiği olumsuz etkilerin kurtulmasında büyük emek ve gayret gösteren Rektörümüz Prof. Dr. Erhan Afyoncu başta olmak üzere bütün akademik personele, subaylara ve tabii bütün öğrencilere selamlarımı sevgilerimi sunuyorum, teşekkür ediyorum. Mezun genç subaylarımızı da yürekten kutluyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun."

Başbakan Yıldırım ayrıca, derece ile mezun olan dönem birincilerine hediyelerini verdi.

Törene, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, İstanbul Valisi Vasip Şahin, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile diğer davetliler katıldı.

Google+ WhatsApp