
2027-2029 OVP ERKEN SEÇİM SİNYALİ Mİ?
Yeni Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Adından da anlaşılacağı gibi bu bir bütçe değil; 2027, 2028 ve 2029 yıllarını kapsayan üç yıllık ekonomik yol haritası.
Peki bu yol haritası bize ne söylüyor?
Ve daha önemlisi, erken seçim için bir sinyal var mı?
Önce ekonomiye bakalım…
2027’de büyüme hedefi yüzde 4,2.
2028’de yüzde 4,6, 2029’da ise yüzde 5.
Ama önemli olan sadece büyümek değil.
Bu büyüme vatandaşın cebine nasıl yansıyacak?
Daha fazla üretim, istihdam ve gelir yaratıyorsa anlamlı. Aksi halde büyüme rakamı vatandaşın hayatında yeterince hissedilmiyor.
Peki enflasyon gerçekten düşecek mi?
Programın hedefi 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 ve 2029’da yüzde 9 enflasyon.
Fakat burada çok önemli bir ayrım var:
Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değildir.
Fiyatlar artmaya devam eder; sadece daha yavaş artar.
O halde vatandaşın asıl sorusu:
“Gelirim, fiyat artışlarının önüne geçebilecek mi?”
Peki erken seçim sinyali nerede?
İşte en çok konuşulması gereken soru bu.
Yalnızca OVP rakamlarına bakarak “erken seçim geliyor” demek mümkün değil.
Çünkü OVP bir seçim takvimi değil, üç yıllık ekonomik hedefler ve politikalar belgesidir.
Mehmet Şimşek de 16 Eylül’de yaptığı açıklamada, seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceklerini söyledi. Ayrıca OVP açısından en bağlayıcı hedefin bütçe olduğunu vurguladı.
O zaman neye bakacağız?
2027 bütçesine bakacağız …
Ücret ve emekli aylıkları nasıl belirlenecek? Sosyal destekler, vergiler ve kamu yatırımları nasıl şekillenecek?
İşte seçim ekonomisine ilişkin daha somut ipuçlarını bunlarda göreceğiz.
Peki vatandaş açısından OVP ne vaat ediyor?
Aslında beklenti çok basit:
Daha düşük enflasyon, daha güçlü gelir, daha fazla istihdam ve daha öngörülebilir bir ekonomi.
Çünkü vatandaş ekonomiyi yüzde 4,2 büyümeyle değil; market sepetiyle, kirayla, faturayla ve ay sonunda cebinde kalan parayla ölçüyor.
Yeni OVP’nin gerçek sınavı da burada.
Rakamlar hedefi gösterir; vatandaşın hayatı ise sonucu gösterir.
Ve şimdi asıl soru:
2027-2029 OVP, daha önceki programlardan farklı olarak vatandaşın hayatını değiştirecek somut yapısal reformları gerçekten ortaya koyuyor mu?
Benim gördüğüm kadarıyla henüz yeterince değil.
Çünkü Türkiye’nin artık sadece enflasyonu düşürmeye değil; üretimi, verimliliği, hukukun öngörülebilirliğini, eğitim kalitesini, kadınların ve gençlerin istihdama katılımını ve yatırım ortamını güçlendirecek yapısal dönüşümlere ihtiyacı var.
Yani rakamları OVP de ya da TÜİK marifeti ile değiştirmek yetmez.
Uluslararası geçerliliği olan doğru ve rasyonel ekonomik politikaları uygulamaya geçirmek gerekir.
Bunun içinde radikal bir zihinsel ve yönetsel değişime ihtiyaç var …

