RUHUN DENGESİ

RUHUN DENGESİ


İnsan ruhu bazen çok yorgun, çok yaralıdır…

Ve böyle zamanlarda illüzyonun içinde yaşamaya devam etmek, insanın içinde sessiz bir işkenceye dönüşebilir.

Beden bu dünyada yaşamını sürdürürken, bilinç sürekli gelişim ve titreşim hâlindedir.

Bu ikisinin dengesini sağlayan ise ruhtur.

Ruh, beden ve bilinç arasındaki terazinin şirazesi gibidir.

Bu yüzden ruh dengede değilse;

beden ve bilinç de dengede kalamaz.

İnsan farkında olmadan bilinç dışı davranışlar sergilemeye başlar ve bu durum zamanla bedende görünür hâle gelir.

Çünkü ruh; yalnızca bir enerji değil, aynı zamanda deneyimlerin taşıyıcısıdır.

“Akaşik kayıtlar” denilen o kayıt alanı aslında bilincin, kendini beden üzerinden yeniden hatırlama sürecidir.

Bilinç ruh ile temasa geçtiğinde, bedende bir hatırlayış başlar.

İnsan bazı şeyleri öğrenmez…

Hatırlar.

Ama ruh kendi dengesini kaybetmişse;

beden başka yöne, bilinç başka yöne hareket eder.

Bu ayrılık ise gelişimi geciktirir, insanın özüne ulaşmasını zorlaştırır.

Çünkü varoluş, üçlü bir sistem üzerine kuruludur:

Beden

Ruh

Bilinç

Bu üçlü, aslında tek bir bütünün farklı yansımalarıdır.

Ve belki de tüm yolculuğun amacı;

bedenin, ruhun ve bilincin yeniden birlik hâline gelmesidir.

Ruh bilinç ile birleştiğinde, insanın içindeki sinyal yeniden açılır.

Kalp konuşmaya başlar.

Hakikatin dili bedende görünür olur.

İşte o zaman insan yalnızca yaşayan biri değil;

hakikati taşıyan bir varlık hâline dönüşür.

Google+ WhatsApp