
DNA: Yazgı mı, İhtimal mi?
Merhabalar sevgili okurum bugün dna'larımızın bedenimizde ve ruhumuzda olan etkilerinden biraz bahsetmek istiyorum kişinin biyolojik kodlarının ruhsal dengesinin en büyük anahtarının dna'larda saklı olduğunu biliyor muydunuz?
DNA çoğu zaman kaderle eş tutulur. Oysa bilim bize başka bir şey söylüyor: DNA bir sonuç değil, bir başlangıçtır. Evet, genetik kodumuz göz rengimizi, bazı eğilimlerimizi ve yatkınlıklarımızı belirler. Ama kim olacağımızı tek başına yazmaz.
Bugün epigenetik bize şunu gösteriyor: Yaşadıklarımız, duygularımız, stresimiz ve gördüğümüz şefkat bile genlerin çalışma biçimini etkileyebiliyor. Yani hayat, DNA’nın üzerinde sessiz ama güçlü notlar bırakıyor.
Bu da şu anlama geliyor: Atalarımızdan miras aldığımız hikâyeler, değiştirilemez değil. Travmalar aktarılabildiği gibi; farkındalık, iyileşme ve bilinç de aktarılabilir.
DNA, kapalı bir kader kitabı değil.
O, her gün yeniden okunabilen ve yaşadıklarımızla anlam kazanan bir ihtimaller alanı.
DNA kişinin karakter örüntüsüdür, ve ne kadar karmaşık olursa olsun her insan'da kocaman bir hayatın imzası dır.
