KBB Uzmanı Mutlu: İşitme kayıplarında erken tanı çok önemlidir
Kayseri Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Cemil Mutlu, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “İşitme kayıplarında erken tanı çok önemlidir. Özellikle çocukluk döneminde dil gelişimi sırasında çocuklar işitme problemini her zaman ifade edemeyebilir. Bu noktada anne ve babalara büyük görev düşüyor. Çocuğa seslenildiğinde geç cevap vermesi, televizyonun sesini çok açması ya da televizyona fazla yaklaşması önemli belirtiler olabilir” dedi.
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla değerlendirmelerde bulunan Kayseri Şehir Hastanesi KBB Uzmanı Prof. Dr. Cemil Mutlu, işitme fonksiyonunun insan yaşamındaki temel duyulardan biri olduğuna dikkat çekti. Mutlu, “Dünya İşitme Günü ile ilgili burada en önemli konu, işitme fonksiyonudur. İşitme, en temel ve en önemli duyularımızdan biridir. Özellikle işitmenin sağlıklı olması gerekir ki dünyaya gelen her bebekte işitmenin normal olmasıyla birlikte dil gelişimi, ilerleyen dönemlerde akademik başarısı, çevreye uyumu ve topluma kaynaşması sağlıklı bir şekilde devam edebilsin. Biz üçüncü basamak bir hastane olduğumuz için genellikle daha komplike, çözümü zor vakalar bize geliyor. Yani işitme kaybının daha ileri düzeyde olduğu hastalar tarafımıza sevk ediliyor. Ancak üçüncü basamak olmamız ve yeni doğan işitme tarama programı sayesinde hem bize nakledilen hastalarda hem de kendi hastanemizde taranan yeni doğanlarda işitme kayıplarını erken dönemde tespit edebiliyoruz. Böylece bu hastaların tedavileri daha doğru ve planlı bir şekilde yapılabiliyor” diye konuştu.
“İŞİTME KAYIPLARININ BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU TEDAVİ EDİLEBİLMEKTEDİR”
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tedavi imkanlarının da arttığını belirten Mutlu, işitme kayıplarının farklı yaş gruplarında farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğini ifade ederek şunları kaydetti: “İşitme kayıpları sadece yeni doğan döneminde değil, çocukluk ve yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabiliyor. Ancak sebepleri farklılık gösteriyor. Yeni doğan dönemindeki işitme kayıpları genellikle genetik nedenlere bağlıdır. Bunun yanında annenin gebelik döneminde geçirdiği enfeksiyonlar, bazı risk faktörleri ya da doğum sırasında yaşanan zorlanmalar da işitme kaybına yol açabilir. Yeni doğan dönemi dışında çocukluk çağında görülen işitme kayıpları ise çoğunlukla enfeksiyon kaynaklıdır. Bu tür kayıpların büyük kısmını medikal tedaviyle, gerekli durumlarda ise cerrahi girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Günümüzde disiplinli ve multidisipliner bir yaklaşımla işitme kayıplarının büyük çoğunluğu tedavi edilebilmektedir. Anneye bağlı faktörler de oldukça önemlidir. Özellikle gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar ya da farkında olmadan kullanılan bazı ilaçlar bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle anne adaylarının gebelik sürecinde çok dikkatli olması gerekir. Herhangi bir tedavi gerektiğinde mutlaka takip eden hekime danışılmadan ilaç kullanılmasını önermiyoruz.”
“ARTIK ÇOK DAHA BAŞARILI SONUÇLAR ALABİLİYORUZ”
İleri düzey işitme kayıplarında dahi günümüzde başarılı sonuçlar alındığını belirten Mutlu, “Geçmiş yıllarla kıyasladığımızda, özellikle ileri düzey işitme kaybı olan çocuklarda artık çok daha başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Daha önce ağır işitme kaybı nedeniyle ciddi iletişim sorunları yaşayan çocuklar, günümüzde uygulanan tedaviler sayesinde önemli ölçüde iyileşebiliyor. Özellikle koklear implant uygulamaları hem yeni doğan ve çocuk yaş grubunda hem de yetişkinlerde başarılı sonuçlar vermektedir. Travma geçiren, yaşa bağlı işitme kaybı yaşayan ya da işitme cihazından fayda görmeyen ileri düzey hastalarda koklear implant ile oldukça iyi sonuçlar elde ediyoruz. Bu gelişmeler bizler için son derece sevindiricidir” dedi.
“ANNE VE BABALARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”
Prof. Dr. Mutlu, sözlerini şu sözlerle tamamladı: “Topluma vermek istediğimiz en önemli mesaj şudur: İşitme kayıplarında erken tanı çok önemlidir. Özellikle çocukluk döneminde dil gelişimi sırasında çocuklar işitme problemini her zaman ifade edemeyebilir. Bu noktada anne ve babalara büyük görev düşüyor. Çocuğa seslenildiğinde geç cevap vermesi, televizyonun sesini çok açması ya da televizyona fazla yaklaşması önemli belirtiler olabilir. Ayrıca teknolojik cihazların uzun süre ve kulaklıkla kullanılması da işitme sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu tür belirtiler fark edildiğinde, okul ortamında öğretmenler tarafından da gözlemlenebilir, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Çünkü erken teşhis, erken tedavi demektir.”
