İnsan ilişkilerinde en çok yoran şey, kalbin mi konuştuğunu yoksa çıkarların mı yön verdiğini ayırt edememektir. Bir bakış bazen içtendir, bazen hesaplıdır. Bir tebessüm bazen ruhu ısıtır, bazen sadece bir oyunun parçasıdır. Biz çoğu zaman bunu anlamak için gecikiriz; çünkü samimiyetin ışığına inanmak isteriz.  Oysa menfaat, sessizce yaklaşan bir gölge gibidir. Önce fark edilmez, sonra büyür ve duygunun saf yanını yavaşça örter. İnsan, kendi çıkarı için rol yapar; sevmiyorsa sever gibi görünür, istemiyorsa istermiş gibi davranır. Ama kalp, rolü uzun süre taşıyamaz. Çünkü gerçeğe susar, içtenliğe hasret kalır.  Samimiyetin gücü, karşılıksızlığında saklıdır. Bir şey beklemeden verilen bir söz, bir menfaat uğruna söylenen bin sözden daha kıymetlidir. Çıkarın ağırlığı, en derin bağı bile zedelerken, içtenliğin hafifliği ruhu özgür bırakır.  Ve insan ne kadar maske takarsa taksın, kalbin dili değişmez: Gerçek samimiyet, hesap kitap yapmaz.

İnsan ilişkilerinde en çok yoran şey, kalbin mi konuştuğunu yoksa çıkarların mı yön verdiğini ayırt edememektir. Bir bakış bazen içtendir, bazen hesaplıdır. Bir tebessüm bazen ruhu ısıtır, bazen sadece bir oyunun parçasıdır. Biz çoğu zaman bunu anlamak için gecikiriz; çünkü samimiyetin ışığına inanmak isteriz. Oysa menfaat, sessizce yaklaşan bir gölge gibidir. Önce fark edilmez, sonra büyür ve duygunun saf yanını yavaşça örter. İnsan, kendi çıkarı için rol yapar; sevmiyorsa sever gibi görünür, istemiyorsa istermiş gibi davranır. Ama kalp, rolü uzun süre taşıyamaz. Çünkü gerçeğe susar, içtenliğe hasret kalır. Samimiyetin gücü, karşılıksızlığında saklıdır. Bir şey beklemeden verilen bir söz, bir menfaat uğruna söylenen bin sözden daha kıymetlidir. Çıkarın ağırlığı, en derin bağı bile zedelerken, içtenliğin hafifliği ruhu özgür bırakır. Ve insan ne kadar maske takarsa taksın, kalbin dili değişmez: Gerçek samimiyet, hesap kitap yapmaz.


Çünkü Herkes Kendi Beklentisiyle Görüyor Dünyayı

İnsanlar dünyayı kalplerinin haritasıyla okur; herkes kendi beklentisiyle görür hayatı. Gözleri ruhunun aynasıdır, ama çoğu zaman aynalar kırık… Bir bakışta, bir sözde, bir davranışta neyi görmek isterse onu görür; gerçeği değil. Hayal kırıklıkları bu yüzden derindir, sevinçler bu yüzden nadir… Karşımızdaki insan, bizim istediğimiz gibi davranmaz; onun kendi iç dünyası, kendi duyguları, kendi sınırları vardır. Bizse onu kendi beklentilerimizin filtresinden geçirir, kendi hislerimizi yanlış yorumlar, çoğu ilişkide sessizce yorgun düşeriz.

Ve belki de en acı olanı, seviyor gibi yapanlar… Farkında olmadan ya da bilinçli, kalpleri yanılttıklarında suçludurlar. Çünkü sevgi, şov yapmak ya da beklentileri yönetmek için kullanılan bir oyun değildir; gerçek, sessiz ama derinden hissedilen bir gerçektir. Sevgi, kelimelerle, gösterişle ya da jestlerle ölçülmez; o, kalbin duyduğu ve ruhun anladığı bir gerçektir.

Ne yazık ki, insanlar çoğu zaman bunu göremez. Beklentilerimiz, arzularımız, korkularımız öyle güçlüdür ki, gerçeği anlamamızı engeller. Sevgi sandığımız şey aslında sabırdır, sadakattir, sessizliktir; ama biz onu fark etmeden geçip gideriz. Ve işte bu yüzden, hayatta en değerli şeyleri çoğu zaman sadece kaybettikten sonra anlarız.

Oysa gerçek sevgi, sadece hissedilir. Sessizlikte, bakışta, küçük dokunuşlarda, beklenmeyen anlarda ortaya çıkar. Ve onu görebilenler, kalbinin derinliklerinde sessiz bir huzur bulur. Çünkü herkes kendi beklentisiyle görür dünyayı…

Google+ WhatsApp