Vitrinlerde Çürüyen Ruhlar

Vitrinlerde Çürüyen Ruhlar


Bugün ellerimizdeki o küçük ekranlar, sadece birer teknolojik alet değil; bizi kendi hayatımızın hem teşhircisi hem de gözetleyicisi yapan birer prangaya dönüştü. En mukaddes değerimiz olan insan mahremiyetini, dijital bir pazarın açık artırmasına çıkarmış durumdayız. Mutfağımızdaki ekmekten çocuğumuzun masum gülüşüne kadar her özel anı, üç beş yabancının sanal alkışına meze ederken, aslında kendi öz saygımızı o dipsiz kuyuya fırlatıyoruz. Gençlerimiz dikizlenmenin sarhoşluğuyla kimliğini yitirirken, bizi biz yapan mahalle kültürümüz, edebimiz ve o ince insani çizgilerimiz bilinçli bir "kimlik suikastı" ile yok ediliyor. İnsanımız sadece arzuları ve tüketim hırsı için yaşayan, köksüz bir nesneye indirgeniyor.

            Göz göre göre sürüklendiğimiz bu uçurumda; itibarımızı beğeni sayılarına, şahsiyetimizi ise sahte pırıltılara feda ediyoruz. Kendi değerlerine yabancılaşan, ruhunu dijital vitrinlerde sergileyen bir toplumun sağlıklı bir yarını olması imkansızdır. Bizleri Yaratanın üflediği o mukaddes ruhu, Peygamber Efendimizin çektiği onca cefayı ve Ulu Önder Atatürk’ün bize emanet ettiği bu vatanı, böyle bir zillet ve savrulmuşluk için mi devraldık? Sadece midesi ve malı için yaşayan "yaşayan ölüler" haline gelmek, köklerimize ve varlık gayemize yapılmış en büyük ihanettir.

            Artık bu dijital uykudan silkinip özümüze, birbirimizin gözlerinin içine bakma vaktidir. Toplumu ayakta tutan şey, sanal beğeniler değil; ruhundaki asalet ve köklerindeki sarsılmaz imandır. Gelecek nesillere yozlaşmış bir tüketim çılgınlığı değil, şahsiyet sahibi bir duruş miras bırakmak en asli vazifemizdir. Unutulmamalıdır ki:

            "Beğeni toplamak uğruna mahremiyetini vitrine çıkaran kişi, alkışlar kesildiğinde koca bir yalnızlığın ve satılmış bir ruhun enkazı altında kalır; çünkü insan, sadece başkası gördüğünde değil, hiç kimse görmediğinde sahip olduğu edebi kadar insandır."

NİYAZİ ÖZTEKİN

Sosyolog & Aile Danışmanı / Ziraat Mühendisi

Google+ WhatsApp