
Dijital Sevgi mi, Sevginin Dijital Yanılsaması mı?
Merhabâ sevgili okurum,
Bugün seninle, dijital sevgi üzerine temellendirilmiş yapay sevgilerden bahsetmek istiyorum.
Gelmişten günümüze hızla değişen ve gelişen dünyamızda yalnızca dışarısı değil, iç dünyamız da dönüşüyor. Ne var ki bu değişim, çoğu zaman insanı kendi öz değerlerinden sessizce uzaklaştırıyor. Sevgi, saygı, güven, sadakat, bağlılık, özveri ve diğer tüm manevi değerler; bu hızlı dönüşümün içinde birer birer eriyor.
Dijital dünyanın sunduğu sahte kimlikler altında yaşanıyor artık sevgiler. Sevgi adıyla başlayan ilişkiler, çoğu zaman ihanetin en derin izlerini bırakıyor geride. Ekranlar ardında kurulan bağlar, dokunmadan hissettiğini sanan kalpler, kısa sürede yerini boşluğa bırakıyor.
Akıl ile gönlün buluşamadığı ruhlar, ne istediğini bile unutup bir girdabın içinde savruluyor. Oradan oraya… Bu savrulmada dizilerin, filmlerin, müziklerin ve sosyal ortamların etkisi yadsınamaz. Farkında olmadan insan, içine çekildiği bu kuyuda kendinden bir parça kaybediyor.
Oysa sevgi; yapaylıkta barınamayacak kadar hakiki bir duygudur. Bir hâlidir. Dijital bir zeminde değil, ancak sahici bir alanda filizlenir. Sevgi, insanı başkasına değil; önce kendine kazandırır.
Biraz durabilen, dijital bir detoksla kendiyle baş başa kalabilen, bakmaktan vazgeçip gerçekten görebilen kişi için sevgi yeniden görünür olur. Çünkü dışarıda aranan şey, çoğu zaman dışarıda değildir. Temiz bir aynaya bakıp, kendindeki güzelliği görene kadar…
Unutma; sende olan senindir.
Gerisi ise yalnızca birer misafir.
