Golan'a evet Kırım'a hayır

Golan'a evet Kırım'a hayır

Trump’ın, Golan’ı İsrail’e peşkeş çekmeye çalışması, Washington yönetiminin Rusya’nın ilhak ettiği Kırım konusunda takındığı tavırla çelişiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Golan'ı İsrail'in bir parçası olarak tanıma yolunda attığı son adım, 2014 yılında Rusya'ya ilhak eden Kırım'ı ve ABD'nin bu süreçteki tavrının sorgulanmasına yol açtı. Rusya'nın Ukrayna'daki iç karışıklığa müdahil olması ve Kırım'ın ilhakını gerekçe gösteren ABD ve Avrupa Birliği, 5 yıldır çok sayıda Rus vatandaşına, Rusya'nın finansal sistemine ve bazı kurumlara yönelik yaptırımlar uyguluyor.

KIRIM YAPTIRIMLARI DEVAM EDECEK

ABD Dışişleri Bakanlığı geçen yıl yayınladığı ‘Kırım Deklarasyonu'nda, “Rusya, demokratik devletlerin paylaştığı bir uluslararası ilkenin temelini baltalıyor. “Hiçbir ülke bir başkasının sınırlarını zorla değiştiremez” diyerek ABD ve AB'nin uyguladığı yaptırımların haklılığını savunmuştu. Şubat ayında ise ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “Rusya, Kırım'ı Ukrayna'ya geri verene kadar Moskova'ya yönelik yaptırımlar sürecek” diyerek ABD'nin sınır değişikliklerine karşı kararlı tutumunun sürdüğünü dile getirmişti.

 

AB ÜLKELERİ ŞOKA GİRDİ
Rusya'yı Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü hedef almakla suçlayan ABD, 1981 yılında kendisin de imzaladığı “Golan'ın Suriye'ye ait olduğu ve İsrail'in derhâl çekilmesi gerektiği” yönündeki 497 sayılı BM kararını da yok sayarak Golan'ın İsrail'e ait olduğunu deklare etmesi hem AB ülkelerinde, hem de diplomatik çevrelerde krize yol açtı. ABD'nin baskıları sonucu en büyük enerji tedarikçisi olan Rusya'ya yaptırım kararı alan AB ülkeleri hem ABD tarafından yarı yolda bırakılmaktan hem de yaptırım için gerekçe saydıkları fiilin ABD ve İsrail tarafından da uygulanacak olmasından dolayı âdeta şoka girdi.

GÜVENİLMEZ ÜLKE OLACAK
Washington, Golan'ı İsrail'in resmî bir parçası olarak tanıdığına dair kararın İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun yarın yapacağı ABD ziyareti sırasında onaylanması bekleniyor. Bu hamle korkunç bir uluslararası hukuk dalgalanmasına yol açacak. ABD'nin bundan sonraki süreçte başta Orta Doğu olmak üzere birçok kriz noktasında müttefiklik ve arabuluculuk çabalarında istenmeyen taraf olarak ilan edilmesine sebep olacak. Dahası Orta Doğu'da Filistin-İsrail barış görüşmelerini sekteye uğratacağı gibi bölgedeki huzursuzlukları da tetikleyecek.

KUSURSUZ TESADÜFLER
Ekim 2018'de “Golan, İsrail için ‘kutsalların en kutsalı' güvenliğimiz için İsrail'in buradaki varlığını uluslararası sistemin resmi olarak tanımasını istiyoruz” diyerek Kudüs sonrası Golan'ı isteyen Netanyahu'nun mesajının ABD tarafından alındığı anlaşılıyor. Ancak Trump'ın Golan zamanlaması da manidar. Politik çevrelere göre açıklamanın zamanı kusursuz tesadüfler ve gerekçelerle dolu. İşte onlar:
¥ DEAŞ'ın Suriye'de yenilgiye uğratıldığının resmen açıklandığı gün: ABD Suriye'de yeni krizler aralayıp kalmak için bahane bulmuş oldu.
¥ 9 Nisan'da seçime gidecek Netanyahu'ya destek: Sandıkta güç kaybeden Netanyahu'nun
İsrail için umut olduğu algısı.
¥ Arap Birliği'nin kuruluşunun yıl dönümü: İsrail'le yıllardır husumet içinde olan Araplara karşı İsrail'in yanındayım mesajı.
¥ Denizaltı ihalesinde rüşvet iddiaları sebebiyle Netanyahu hakkında soruşturma açılacağı gün: Bu açıklamayla dikkatlerin dağılmasına yardımcı olmak çabası.
¥ Suriye savaşının 8. yıldönümü: Savaşın süreceği mesajı.
¥ Yahudiler tarafından kutsal gün olarak kabul edilen Purim'e denk getirilmesi: Antik Pers İmparatorundan kurtuluş günü. Pers kökenli İran'a mesaj.
¥ Kırım'ın Rusya'ya ilhakının kutlandığı hafta: Rusya'ya ‘sen yapamazsın, ama ben istediğimi yaparım' göndermesi.
¥ ABD merkezli bir petrol şirketi Genie Oil, Golan'da 2015'te petrol rezervleri buldu: Bu şirketin ortakları arasında Trump'ın, damadı Jared Kushner'ın ailesi de
yer alıyor.

Google+ WhatsApp